|
Gün İzleri
(e-öykü, Kendi yayını, 2009)
"Sıra
fişi veren makineyi gösterip, izin ister gibi bakıyorum
güvenlikçiye.Alabilirsiniz diyor güvenlikçi, göğsünde şerif
yıldızı, belinde Kırıkkale. Sıra fişini koparıyorum. İki numaralı
gişenin üzerindeki siyah ekranda, kırmızı, dijital rakam çınlıyor." 'Şube' öyküsünden
"Genç, esmer garson sıcacık
çayları, simitleri diziyor sabırsız masamıza. Simitlerde
çocukluğumuz, çaylarda dostluğumuz, kendimizden geçiyoruz."
'Bakış
Meselesi' öyküsünden
"Bereli direniyor. "Abi, annem
falan beklese... Hepsini satamam..." Ama sesi düşüyor, aldığı gizli
bilgi zihnine nüfuz ettikçe bir ümit doğuyor içinde. Kavruk
parmakları, eldiveninin kesik uçlarından çubuğa sıkıca sarılıyor."
'Pamuk
Şekerler' öyküsünden
|